haber

Antik Kentler

GENEL BİLGİLER Balıkesir ve Çanakkale’nin dahil olduğu TR22 Bölgesi şehitlikleri, manastırları, müzeleri ve antik kentleri ile kültür turizminin merkezlerinden biridir. Bölgede çok sayıda antik kent ve ören yeri bulunmakta, bunların birçoğunda kazı ve restorasyon çalışmaları devam etmektedir. Bölgede, başta Troya ve Assos olmak üzere Chryse, Dardanos, Antandros, Daskyleion, Kizikos, Adramyttion, Güre Antik Hamamı, Parion, Priapos, Neandria, Sigeon, Maydos, Zeus Altarı, Uğurlu Köyü ve Yeni Bademli Höyüğü gibi çok sayıda antik kent ve ören yeri vardır. Kültür Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, 2014 Yılı Haziran sonu itibariyle yayınladığı Balıkesir’de toplam 218 adet sit alanı bulunmaktadır. BALIKESİR - SİT ALANLARI (2014 Yılı Haziran ayı sonu) Arkeolojik Sit Alanı 201 Kentsel Sit Alanı 11 Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı 3 Doğal ve Tarihi Sit Alanı 1 Tarihi ve Kentsel Sit Alanı 1 Arkeolojik-Doğal-Tarihi Sit Alanı 1 TOPLAM 218 Daskyleion Antik Kenti Bandırma’nın 30 km. güneyinde herkes tarafından bilinen kuş cennetine çok yakın Ergili Köyünün 2 km. doğusunda Kuş gölünün güney-doğu ucunda yer alıyor. M.Ö. 7.y.y.da Daskylos adıyla bilinen ünlü Lydia Kralı’nın Sardis’ten hanedan kavgaları nedeniyle buraya gelmesiyle kent Daskyleion adını almıştır. Daskyleion’da Troya gibi erken dönem yerleşimlerinin olduğu kenttir. Daskyleion’da yapılan kazılar neticesinde elde edilen bazı kalıntılar Bandırma Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Arkeolojik kazının web sitesi BALIKESİR Daskyleion Doç. Dr. Kaan İREN http://daskyleion.mu.edu.tr Antandros Antik Kenti Edremit İlçesi Altınoluk Beldesi’ nin 4km. doğusunda, İda Dağı (Kazdağı) eteklerinde, Pelasg’lar tarafından kurulmuştur. Adramytteion (Burhaniye-Ören) – Assos (Behramkale) yolu üzerinde askeri bakımdan stratejik bir konuma sahip olan kentin, M.Ö. 10.yy’ da kurulduğu düşünülmekle birlikte, çok yakınında bulunan Assos’ un M.Ö.2.bin yıllarına kadar inen tarihinden Antandros’ un da bu tarihlerde iskan görmüş olması mümkün görülmektedir. 1989-1996 yılları arasında kurtarma kazıları yapılmıştır. Mezarlardan çıkarılan mezar hediyeleri, Balıkesir Müzesi’nde sergilenmektedir. Arkeolojik kazının web sitesi BALIKESİR Antandros Doç. Dr. Gürcan POLAT http://www.antandros.org Kyzikos Antik Kenti Kapıdağ eteklerinde Bandırma- Erdek karayolunun geçtiği yerde kurulmuştur. Yöre tarihi, Kurt Bittel tarafından yapılan araştırmalar sonucunda Neolitik (M.Ö. 6. bin) ve Kalkolitik (M.Ö. 5. bin) Dönem’ e kadar inmektedir. Kentin kurucusu Kral Kyzikos Ö.Ö. 362’de Arteka’yı (Erdek) ele geçirdikten sonra Kyzikos Efes’ten daha büyük bir kent olup, bölgenin önemli bir ticaret merkezi rolünü üstlenmiştir. Kyzikos Kenti’nde şimdiye kadar tespit edilmiş dört tane tapınak vardır. Bunlardan en büyüğü ve en önemlisi Hadrian Tapınağı’dır. Tapınak, Bandırma -Erdek karayolunun Düzler Mevkii’nde, karayolundan yaklaşık 300 m içeride yer almaktadır. Arkeolojik kazının web sitesi BALIKESİR Kyzikos Yrd. Doç. Dr. Nurettin KOÇHAN http://www.kyzikos.net Adramytteion Antik Kenti Adramytteion Antik Kenti bugünkü Burhaniye İlçesi’nin 2 km kadar batısında bulunan Karataş Mevkii’nde, Ören Tepe’ yi de içine alan geniş bir alanda Pelasglar tarafından kurulmuştur. Strabon’a göre kenti yeniden imar eden Lydia prensi Adramis buraya Atina’dan kovulan Delos Adası sakinlerini yerleştirmiştir. Daha sonraları ise Aiolis ve Lesbos’ tan gelenler ile Adramytteion sakinleri arasında mücadeleler olmuştur. Antik Mysia bölgesinin en önemli şehirlerinden biri olan kent, kendi adına sikke basabilme yetkisine sahipti. Kent adına basılmış bir çok sikke günümüze kadar ulaşmıştır. Prokoennessos Antik Kenti Marmara Adası’nın kuzeyinde Saraylar köyü sınırları içinde kalan mermerleri ile ünlü bir şehirdir. Mermer ocaklarında yarı işli hale getirilen lahitler, steller, postamentler, sütun ve sütun başlıkları vb. malzemeler özellikle Roma ve Bizans dönemlerinde buradan gemilerle İtalya ve İstanbul’a gönderilmekte idi. Günümüzde de antik mermer ocakları işletilmeye devam edilmektedir. Balıkesir sınırlrı içerisindeki diğer antik kentler ise şunlardır: Ancyra Antik Kenti Bigadiç İlçesi Hisar Köyü sınırları içinde kalan antik kent Roma dönemi termal yerleşim alanıdır. Hadrianeia Antik Kenti Dursunbeyİlçesi’nin kuzey batısında yer alan Roma dönemi yerleşim yeridir. Astyra Antik Kenti Edremit İlçesi Güre Beldesi sınırları içinde kalan antik yerleşim. Thebe / Theb Antik Kenti Havran İlçesi sınırları içinde yer alanantik yerleşim. Artekaantik Kenti Erdek İlçesi Zeytinli Ada ve çevresinde klasik dönemde kurulmuş şehir. Zeleia Antik Kenti Gönen İlçesi Sarıköy Beldesi’nde Klasik dönemde kurulmuş şehir. Perıhharaxis Antik Kenti Bugünkü Karacaören Köyü civarında Roma döneminde kurulmuş şehirdir. Keraseion Antik Kenti Savaştepe İlçesi sınırlarında yer alan yerleşim. Attaneion Antik Kenti Sındırgı İlçesi sınırları içinde yer alan antik yerleşim. Plakia Antik Kenti Bandırma İlçesi sınırları içinde yer alan antik yerleşim. Kaynak: http://www.turizm.gov.tr/ http://www.kulturvarliklari.gov.tr/ http://www.kulturportali.gov.tr/ T.C.Kültür Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü http://www.balikesirkulturturizm.gov.tr/

1/29/2019 11:12:50 AM
haber

Antandros antik kenti

Antandros Antik Kenti, Edremit İlçesi Altınoluk Beldesi’ nin 4km. doğusunda, İda Dağı (Kazdağı) eteklerinde, Pelasg’lar tarafından kurulmuştur. Adramytteion (Burhaniye-Ören) – Assos (Behramkale) yolu üzerinde askeri bakımdan stratejik bir konuma sahip olan kentin, M.Ö. 10.yy’ da kurulduğu düşünülmekle birlikte, çok yakınında bulunan Assos’ un M.Ö.2.bin yıllarına kadar inen tarihinden Antandros’ un da bu tarihlerde iskan görmüş olması mümkün görülmektedir. Antik yazar Strabon, Leleg kavminin Bababurnu’ ndan (Lekton) İda dağına kadar olan bölgede yerleştiklerini belirtmektedir. Önce Thrakialı Mysialılar’ ın yerleştiği bilinen bölge, M.Ö. 7.yy’da Limni üzerinden gelen Aioller tarafından iskan edilmiştir. Pelasgların da bu tarihlerde Antandros’a yerleştikleri antik kaynaklardan anlaşılmaktadır. Antandros’un bir Pelasg kenti olduğunu, tarihteki Batı Anadolu İsyanı’ndan (M.Ö. 499-494) sonra Pers kralı Dareios’un komutanı Otoneis’in Antandros’u zapt ettiğini ve Kserkeses ordusunun Yunan seferine giderken kentin yanından geçtiğini Heredot’tan öğrenmekteyiz. Anadolu’da araştırmalar yapan Henri Kiepert kitabında Antandros’un akropolünün Altınoluk – Avcılar arasında Yarmataş olarak bilinen 215km. rakımlı tepede bulunduğunu ve kentin doğuya doğru yayıldığını ifade etmektedir. Kentin nekrolpolü ise Yarmataş Tepesi’nin 2km daha batısında yer almaktadır. Nekropol alanı inşai faaliyetler sırasında ortaya çıkmış ve 1989-1996 yılları arasında kurtarma kazıları yapılmıştır. 2001 yılında Balıkesir Müze Müdürlüğü Başkanlığı’nda ve Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Gürcan Polat’ın Bilimsel Danışmanlığı’nda başlatılan ve halen devam eden Müze kazılarında, M.Ö. 7-2.yy arasında kullanıldığı anlaşılan nekropolde, arazinin eğiminden faydalanılarak üst üste iki ve üç kat olarak yerleştirilen lahit mezarların yanı sıra kremasyon (ölü yakma) ve direk toprağa gömü şeklinde bir çok gömü yapıldığı görülmüştür. Bu mezarlardan çıkarılan mezar hediyeleri, Balıkesir Müzesi’nde sergilenmektedir. Kaçak kazılar sonucu ortaya çıkan Roma dönemine ait bir taban mozaiği çevresinde yapılan sistemli kazılar sonucunda M.S.1.yy tarihlenen ve duvarlarında fresk bulunan, taban döşemeleri mozaikli bir zengin evi bulunmuştur. Arkeolojik kazının web sitesi BALIKESİR Kyzikos Yrd. Doç. Dr. Nurettin KOÇHAN http://www.kyzikos.net Kaynak: http://www.turizm.gov.tr/ http://www.kulturvarliklari.gov.tr/ http://www.kulturportali.gov.tr/ T.C.Kültür Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü http://www.balikesirkulturturizm.gov.tr/

2/18/2019 11:50:59 AM
haber

Daskyleion Antik Kenti

Bandırma’nın 30 km. güneyinde herkes tarafından bilinen kuş cennetine çok yakın Ergili Köyünün 2 km. doğusunda Kuş gölünün güney-doğu ucunda yer alıyor. M.Ö. 7.y.y.da Daskylos adıyla bilinen ünlü Lydia Kralı’nın Sardis’ten hanedan kavgaları nedeniyle buraya gelmesiyle kent Daskyleion adını almıştır. Daskyleion’da doğan oğlu Gyges daha sonra Lydia’ya geri çağrılıyor. Gyges Lydia’ya kral olduktan sonra şehre Daskyleion deniliyor. Çünkü Daskyleion “Daskylos’un yeri anlamındadır. Bu ismi M.Ö.650 yıllarında almıştır. Daskyleion’da Troya gibi erken dönem yerleşimlerinin olduğu kenttir. Bazı antik yazarlara göre M.Ö.12. yüzyılda Aoellerden bir grup Daskyleion’a gelip yerleşmişler, Ancak kenti daha önceki dönemlere (Kalkolitik döneme) götürecek buluntular yüzey araştırmalarında ele geçmiştir. Bölgede ilk araştırmayı 1952 yılında Kurt Bittel yapmıştır. Antik metinlerin verdiği coğrafi bilgileri’de değerlendirerek Daskyleion’un bugünkü adı olan Hisartepeyi belirlemiştir. Daha sonra 1954 yılında Prof. Dr. Ekrem AKURGAL kazıya başlamıştır. 1960 yılına kadar devam eden kazı, 1988 yılında Prof Dr. Tomris BAKIR tarafından yeniden başlatılmıştır. Kuş Cenneti (Paradeisos) ve Daskyleion, doğal ve tarihi çevre kavramında ele alınan bütünleşmiş iki olgudur. Doğa güzellikleri ve yörenin güçlü bir Jeopolitik konuma sahip olması nedeniyle Daskyleion kuş gölünün (Daskylitis) güneyine kurulmuştur.Çünkü tüm antik yazarlar Daskyleion ve Paradeisos’un güzelliğinden övgü ile bahsetmektedir. M.Ö.334 yılında Büyük İskender (Makedonyalı Alexandros) bir dünya imparatorluğu kurmuş olan Persleri ortadan kaldırmaya karar verdiği zaman Pers Satraplığı (Genel Valilik) merkezi olan Daskyleion’uda ününü ve güzelliğini duyduğu Paradeisos için ele geçirmeyi düşünmüştür. Büyük İskenderden önceki dönemlerde de Trakya, Boğazlar, Marmara Denizi, Propontis ve Küçük Frigya bölgelerinin hem kontrolünü, hem de siyasi ve ekonomik yönetimini ellerinde tutma yetkisine önem vermiş devletler, Anadoludaki jeopolitik konumunun ciddiyeti nedeniyle Daskyleion’da her devirde etkin olan bir kale ve yerleşimin varlığını korumuşlardır. İşte bu amaca yönelik Daskyleion, sırayla Frig, Lydia, Akhaemenid, Makedonya ve Hatta Bizanslılar tarafından güçlü kale niteliği korunmuş bir merkez olarak özenle imar edilmiş, ekonomisi üst düzeyde tutulmuş ve ünlü idarecilerin yönetimine bırakılmıştır. Daskyleionda yaşamış olan bu devletlere ait maddi kalıntılar yapılan arkeolojik kazılarda yavaş yavaş gün ışığına çıkartılmıştır. Günümüzden yaklaşık beşbin yıl öncesine ait prehistorik çağlarda bu yöredeki yerleşimi kanıtlayan taş baltalar ve çakmak taşından dilgiler yanında M.Ö.1700-1800 yıllarına tarihlenen steatit’ten yapılmış bir babil ürünü silindir mühür, hem yörenin, hem de Anadolu’nun bu tarihlerde Ön Asya kültürleri ile olan ilişkilerine işaret etmektedir. M.Ö.2.bin yılının ortalarından, 1.bin yılın başlarına kadar Batı Anadolu’nun tümünün yaşadığı ve nedeni bilinmeyen bir karanlık devrin arkasından M.Ö.1200 lerde Dorlar diye adlandırılan kavim kuzeyden önce kıta Yunanistan’a sonrada Trakya ve Boğazlar üzerinden geçerek Daskyleion’a gelmişler, ancak bu kavime ait herhangi bir buluntu ele geçmemiştir. Dor’lardan sonra ise Trakyadan Anadolu’ya göç eden Friglerin bu yörede yerleştiklerini gösteren hem yazılı belgeleri, hem de onların kullandıkları seramikler kazılarda gün ışığına çıkartılmıştır. Bir frig adak yazıtını içeren, kırık haliyle bile boyu bir metreyi geçen bir mermer blok Anadolu Eski Çağ tarihi coğrafyası ile birlikte frigya bölgesinin sınırlarını değiştirmiştir. Frigler daha sonraki yüzyıllarda Anadolu’nun içlerine yayılmışlar ama Daskyleion’da bazı frig soyluları Pers satrapları ile birlikte onların saraylarında yaşamışlardır. Bunu kanıtlayan bir buluntu da satrap sarayında ele geçen M.Ö.4.y.y. ortasına tarihlenen, üzerinde frig harfleri ile yazılmış bir kelimenin bulunduğu bir içki kasesidir. Daskyleion’da yapılan kazılar neticesinde Lydia Kralı Daskylos’un içinde yaşadığı saraya ait duvar kalıntıları açığa çıkartılmıştır. Taş temel üzerine kerpiç duvarlardan oluşan saray duvarlarında üç evreli yanık tabakalar ele geçmiştir. M.Ö. 7.y.y. da batı Anadolu’nun tümü için büyük bir felaket sayılan Kimmer’ler diye anılan bir yabancı kavim tarafından yakılıp yıkıldığını göstermektedir. Yine kazılar sonucu ortaya çıkartılan Daskylos saray temelinin ele geçtiği seviye ile uyumlu özel bir teknikle inşa edilmiş ve temelin altında yer alan atık su kanalı; 2700 yıl önce burada yaşayan insanların bilinçli olarak çevrelerine ve doğaya olan duyarlılıklarını göstermektedir. Düzgün işlenmiş plaka ile yan duvarları, tabanı ve üstü kapatılmıştır. Diğerleriyle birlikte Bandırma Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Arkeolojik kazının web sitesi BALIKESİR Daskyleion Doç. Dr. Kaan İREN http://daskyleion.mu.edu.tr/ Kaynak: http://www.turizm.gov.tr/ http://www.kulturvarliklari.gov.tr/ http://www.kulturportali.gov.tr/ T.C.Kültür Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü http://www.balikesirkulturturizm.gov.tr/

2/18/2019 11:52:27 AM
haber

Kyzikos Antik Kentler

Kyzikos, Kapıdağ eteklerinde Bandırma- Erdek karayolunun geçtiği yerde kurulmuştur. Yöre tarihi, Kurt Bittel tarafından yapılan araştırmalar sonucunda Neolitik (M.Ö. 6. bin) ve Kalkolitik (M.Ö. 5. bin) Dönem’ e kadar inmektedir. Mysia’daki Olympos (Uludağ) yamaçlarında yerleşmiş olan, daha sonra Aisepos Ovası’na inen veya Thessalia’ dan bu yöreye (Aisepos / Gönen- Kocaçay ile Rindkos /Mustafa kemal Paşa-Atranos Çayı arasına) yerleşmiş olan Dolionlar, Kyzikos’ da yaşayan en eski kavimdir. Bu nedenle bu bölge aynı zamanda Dolionia veya Dolionis diye adlandırılır. Yunan mitolojisinde Gürcistan (Kolkhis)’da var olan altın postu almak için, Yunanistan’dan yola çıkan Argonautlar yolda Dolionia (Kyzikos)’ya uğrarlar. Kral Kyzikos Argonlar’ı iyi karşılar. Onları yedirir, içirir ve yanlarına bol kumanya vererek uğurlar. Yola çıkan Argonautlar o gece fırtınaya yakalanırlar ve karaya çıkarlar. Gece karanlığında tekrar Dolonia topraklarına çıktıklarını fark etmeyen Argonautlar, Kral Kyzikos’u ve yanındakileri düşman zannederek çarpışırlar. Ancak bu çarpışmada Kral Kyzikos ölür ve Kyzikos’un ölümüyle şehir Kyzikos adını alır. Kyzikos’ un ölümünden sonra Tirrhenialı Pelesgoslar Kyzikos’u işgal ettiler. Daha sonra M.Ö.1200’lerde Ege ve Balkanlar’ dan Anadolu’ya göç eden kavimlerle tanıştılar. Bir süre İonia şehirlerinin en önemlilerinden biri olan Miletos’ un (Söke- Balat Köyü) kolonisi olarak varlığını sürdüren Kyzikos Kenti, bağlı bulunduğu zengin Lydia Devleti’nin M.Ö. 546 tarihinde Kyros tarafından yıkılmasıyla birlikte Pers egemenliğine geçmiştir. M.Ö. 364 yılında bağımsızlığını kazanmış olan Kyzikos M.Ö. 334 yılında Büyük İskender’in Persler’ i yenmesiyle Makedonyalılar’ ın egemenliğine geçmiştir. M.Ö. 3. y.y.’ da Marmara Denizi’nde ticaret yolları üzerinde olması nedeniyle büyük önem kazanmış olan Kyzikos, M.Ö. 2. y.y.’da Bergama ile de iyi ilişkiler içine girmiş, bir bilim ve kültür merkezi haline gelmiştir. Bergama’nın Romalılar’ ın eline geçmesiyle Bergama ile iyi ilişkiler içinde olan Kyzikos da Romalılar’ la dost olmuş, ancak daha sonra Romalılar’ ın egemenliği altına girmişlerdir. Konstantinus M.S.324 yılında Byzantion’ u Doğu Roma İmparatorluğu’ nun başkenti yapınca, Kyzikos önce donuklaştı sonra yavaş yavaş söndü. Kuvvetli surlarla çevrilen Bizans, kuzeyden gelecek bazı tehlikeleri önlemekteydi. Fakat buna karşılık başka yönlerden gelen akınlar daima Kyzikos’ dan geçti ve yıkılmasını çabuklaştırdı. M.S. 7.-8. y.y.’ larda Kyzikos artık idari veya askeri bölüm merkezi değildi. Vilayet darphanelerinin çoğu gibi darphanesi terk edilmiş, berzahtaki geçidi dolmuş, surlarının ve binalarının bir kısmı yıkılmış bulunan güzel Kyzikos bundan sonra Konstantinopolis üzerinden yapılan bütün akınlara açık kaldı. Birbirini kovalayan deprem ve istilalar Kyzikos’u oturulacak halden çıkardı. Temizleme ve bakım isteyen limanların dolması dolayısıyla mükemmel bir tabii limanı olan yakınındaki Arteke (Erdek) şehri, gemicilik ve liman faaliyetleri bakımından yavaş yavaş Kyzikos’ un yerini aldı. Ancak o da deprem ve akınlarından hayli zarar gördüğü için bir varlık gösterememiştir. Gerek İstanbul’u zaptetmek için Kyzikos’a gelen Araplar, gerekse depremler yüzünden zarar gören Kyzikos 23 Eylül 1063’de olan korkunç deprem neticesinde baştan başa yıkıldı. Sağ kalanlar ise şehri terk etmeye başladılar. Kapıdağ Yarımadası’nı, anakaraya bağlayan berzah, ilk çağda dolmadan önce bu kent,üç limanı, Hadrian Tapınağı ve amphitheatırı ile ünlü bir ticaret şehri ve şarap, zeytinyağı, buğday,mermer, parfümeri ile ünlü bir koloniydi. Üç büyük deprem, berzahtaki limanın dolması ve bataklığın sıtma yaratması, halkının bu günkü Erdek’ e göç etmesine yol açtı. Depremler Efes görkemindeki bu kentin bilinmezliğe terk edilmesine sebep olmuştur. Kentin Antik Topografyası: Propontis’ te önemli bir stratejik konuma sahip Arktonessos’ un anakaraya bağlandığı kıstağın hemen kuzeyinde yer alan Kyzikos, bugün “Belkıs” ve “Balkız” olarak da anılmaktadır. İzlenilen kalıntılara göre kentin yerleşim alanı kuzeyde Dindymos Dağı (Ayı Dağı), Hamamlı ve Belkıs (-Yeniköy) köyleri; batıda Erdek körfezi ve Düzler Köyü, güneyde Erdek-Edincik-Bandırma karayolu; doğuda Aşağı Yapıcı Köyü ve Bandırma körfeziyle çevrelenmiştir. Hadrian Tapınağı: Kyzikos Kenti’nde ise şimdiye kadar tespit edilmiş dört tane tapınak vardır. Bunlardan en büyüğü ve en önemlisi Hadrian Tapınağı’dır. Kyzikos Antik Kenti’nin batısında konumlanan Hadrian Tapınağı, günümüzde Bandırma -Erdek karayolunun Düzler Mevkii’nde, karayolundan yaklaşık 300 m içeride yer almaktadır. Tapınağın yapımına daha önce Tanrı Zeus adına başlanmış, ancak bitirilememiştir. M.S.123 yılında olan bir depremden sonra İmparator Hadrian’ ın kenti ziyaretinin ardından yapımına tekrar başlanır. Bitirilişi ise ancak Antoninler Dönemi’nde (M.S.138-197) gerçekleşir. Ancak M.S. 150-155 yılları arasındaki yeni bir depremde tapınakta büyük bir yıkım olur ve M.S. 167 yılında yeniden onarılır. Antik dönemde dünyanın sekizinci harikası olarak listeye alınan tapınak, M.S. 6. y.y. daki depremden sonra kendi yazgısıyla başbaşa bırakılmıştır. Amphitiyatro: iki yamaç arasında bulunan bir dere vadisine inşa edilmiştir. Böylece oturma yerlerinin büyük bir kısmı doğal arazi üzerine yapılabilmiştir. Yalnız açık kalan her iki tarafa yer altı tonozları yapılmak zorundaydı. Böylece hem oturma sıraları için yer, hem de dere suyunun geçip gidebileceği tünel sağlanmış oldu. Oval bir plana sahip olan amphitiyatroda dere suyunun yönünü değiştiren bir kanal mevcuttur. Bu kanalın suyunun amphitiyatronun etrafından geçmesini sağlayan bir bendi vardır. Böylece hem sudan kurtulmayı, hem de sudan yararlanmayı amaçlamışlardır. Amphitiyatroların, gladyatör oyunlarından başka, su balesi ve deniz savaşı sahnelerinin temsil edilmesinde de kullanıldığı antik kaynaklardan anlaşılmıştır. Bunun için gerekli olan su, arenanın altından dere suyunun bentlerle biriktirilmesi ile sağlanmıştır. Kyzikos Amphitiyatrosu’ nun uzunluk ve çapraz dış ölçüleri 180 x155 m’dir ve bu ölçülerle en büyük ve en ünlü amphitiyatrolar arasına girmektedir. Roma Colosseum’u Kyzikos Amphitiyatrosu’ nu önemsiz bir farkla geçmektedir. Amphitiyatronun kesin yapım yılı bilinmemektedir. Ancak İmparator Hadrian zamanında M.S. 130 yıllarında yapılmaya başlandığı söylenebilir. Tiyatro: Kentin önemli yapılarından birisidir. Antik kaynaklar bu tiyatronun, Anadolu’daki diğer tiyatrolarla karşılaştırıldığında, büyüklük ve bezemelerinin güzelliğiyle önemli bir yere sahip olduğunu vurgular. Dıştan dışa yaklaşık 145 m. çapındaki tiyatronun orkestra kısmı 55 m. çapındadır. Oturma kısmının üst seviyesinin orkestradan yüksekliği 20 m. dir. Tiyatro Grek tiyatroları gibi tepenin eğimine yerleştirilmiş olup, günümüze gelen kalıntılardan anlaşıldığı kadarıyla anıtsal bir skene yapısına sahip olmalıydı. Tiyatro tamamen defne ağaçları ve bodur çalılarla kaplıdır. Bu nedenle yaklaşık 20 000 kişi kapasiteli Kyzikos Tiyatrosu ile ilgili yeterli bilgiye sahip olabilmek ve tarihleme yapabilmek için, mutlaka bilimsel bir kazı yapılması gerekmektedir. Arkeolojik kazının web sitesi BALIKESİR Kyzikos Yrd. Doç. Dr. Nurettin KOÇHAN http://www.kyzikos.net Kaynak: http://www.turizm.gov.tr/ http://www.kulturvarliklari.gov.tr/ http://www.kulturportali.gov.tr/ T.C.Kültür Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü http://www.balikesirkulturturizm.gov.tr/

2/18/2019 11:56:37 AM
haber

Balıkesir Mutfağı

GENEL BİLGİLER Balıkesir İli coğrafi şartları ve çeşitli etnik grupları coğrafyasında barındırması nedeniyle zengin bir mutfak kültürüne sahiptir.Her etnik grubun kendine has bir mutfak kültürü olduğu gibi zamanla etkileşimleri de olmuştur. İlin coğrafyasında tarıma elverişli toprakların büyük bir kısmında tahıl ekimi yapılmaktadır.Geri kalan kısımlarda ise baklagiller ve sanayi bitkileri yetiştirilir.Körfez Bölgesi’nde zeytin üretiminin gelişmiş olması yemeklerde zeytinyağı kullanımının yaygın olmasını sağlamıştır.Balıkesir yöresinde iç kesimlerde yemeklerde zeytinyağının yanında çiçek yağı ve tereyağı da kullanılmaktadır. Yöre mutfağı sebze ve ot yemekleri yönünden zengin olup yöre mutfağında ünlü birçok yemek vardır: Askalubrus, Mürdük Aşı, Sarmaşık, Börülce, Acı Filiz Kavurması… Yörede hayvancılık gelişmiş olup hayvansal ürünler tüm sofralarda yerini almıştır.Hayvansal gıdalarda Manyas,Gönen ve Susurluk İlçeleri tanınmıştır. Bunun yanında Körfez Bölgesi’nde beslenme de deniz ürünleri önemli yer tutmaktadır.Deniz ürünleri taze yenildiği gibi tuzlanarak da uzun süre saklanıp tüketilmektedir. Ayrıca hamur işleri de yaygın olup tüketimi fazladır. Mantı ve börek yapımlarının yanında köylerde mayalı ekmek yapımı da hamur işleri arasına girmektedir. Keşkek Malzemeler: Etli kuzu kemiği(2 kaburga göğsü), 500 gr. keşkeklik buğday,250 gr. tereyağı, 1 kaşık salça,yeteri kadar tuz. Yapılışı: Keşkeklik buğday bir gün önceden yıkanır ve haşlanır.Bir kabın tabanına etli kuzu kemiği dizilir ve üzerine de buğday konulur.Buğdayların üzerine çıkacak kadar sıcak su ilave edilerek pişirilir.Ara sıra keşkek karıştırılır.Buğdaylar ezilinceye kadar ara ara sıcak su da ekleyerek yemek pişirilir.Etin piştiği de anlaşıldıktan sonra kemikler yemekten çıkarılıp kemikleri ayıklanıp yemeğin içine konulur. Yemek tahta bir kaşık ile dövülerek merhem haline getirilir. Sonradan eritilmiş kızgın tereyağı,karabiber ve kırmızı biber ve salça ilave edilerek ikram edilir.Yemeğin özelliği ,etin belli olmayacak kadar dövülmüş olmasıdır. Tirit Yapılışı: Tiritlik ekmek küçük küçük doğranır ve tepsiye dizilir. Üzerine tavuk suyu dökülür. Tavuk etleri ve haşlanmış tavuk konulur. Tereyağı kızdırılıp üzerine dökülür. Karabiber konulur. Tavuk haşlanırken içine domates konarak haşlanır. Tavuk suyunun biraz renk alması sağlanır. Tiritin yufkadan yapılanı da vardır. yemek karabiber ve maydanoz ile süslenerek servis yapılır. Sura Malzemeler: 1 adet kuzu veya oğlak eti ön kolu,150 gr. kuzu ciğeri,yarım su bardağı zeytin yağı,2 su bardağı pirinç,1 çorba kaşığı çam fıstığı,1 adet kuru soğan,1 çorba kaşığı kuş üzümü,yarım çay kaşığı yeni bahar, yarım çay kaşığı karabiber,yarım çay kaşığı tarçın,2 ye4mek kaşığı tuz,1 yemek kaşığı domates salçası. Yapılışı: Daha çok kurban bayramlarında yapılan ve özel günlerde tercih edilen bir yemektir. Kuzu ön kolu kaburga tarafından bıçakla açılır içine önceden hazırlanmış iç pilav doldurulur. Bu bölüm iğne iplikle dikilir. Bir kapta sulandırılan salça etin üzerine sürülür. Pişirme kabına su da eklenerek et pişirilir. Saçaklı Mantı Malzemeler: 4 su bardağı un,1 adet yumurta,2 yemek kaşığı margarin,1 adet tavuk,5 yemek kaşığı tereyağı. Yapılışı: Yumurtalı hamur açılır. Açılan hamur yufka haline getirilir. Yapılan yufkalar ince ince kıyılır. Uzun saçaklar meydana getirilir. Tepsiye dizilerek fırında yağ ile kızarıncaya kadar pişirilir. Kızarınca üzerine tavuk suyu dökülür. Tavuk etleri lif lif ayrılarak üzerine dağıtılarak servis yapılır. Tavuklu Mantı Hamur yoğrulur içi boş olarak dört tarafından bükülerek şekil verilir ve fırınlanır. Tavuk suyunda mantılar haşlanır. Üzerine tavuk etleri ve haşlanmış nohut dökülür. Daha sonra üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür. Tereyağ kızdırılır üzerine dökülür. Çeşitli baharatlarla ( nane , pul biber ) servis yapılır. 1 Kg. tuzsuz peynir tencereye konur. İçine bir çay kaşığı kabartma tozu atılır. İçine iki yumurta sarısı, çalkalanarak ilave edilir. Hafif ateşte karıştıra karıştıra yağı çıkıp bal rengi sarısına bürünene kadar bir saat pişirilir. Kıvama gelmiş olan peynire 250 gr. irmik, 100 gr. un , 1Kg. toz şeker ilave edilir. Şeker eriyip yağ salana kadar bir süre karıştırılarak pişirilir. Soğutularak servis yapılır. Peynirli Patlıcan Malzemeler:1 kilo patlıcan,Manyas peyniri,2-3 diş sarımsak,domates sosu. Yapılışı: Patlıcanlar alacalı olarak soyulur ve 5-10 dakika tuzlu suda bekletilir ve enli olarak kesilir.Enli kesilen patlıcanlardan iki halka arasına rendelenen peynir konulur.Bir kürdan yardımıyla iki patlıcan birbirine bağlanır ve kızgın yağda kızartılır.Tabağa alınan patlıcanların üzerine sarımsaklı domates sosu dökülür. Düğün Çorbası Malzemeler: Yarım su bardağı,haşlanmış nohut,1 çorba kaşığı tereyağı,3 diş sarımsak,2 adet yumurta(sarıları kullanılacak),yarım su bardağı un,yarım su bardağı arpa şehriye. Yapılışı: Et suyuna şehriyeler atılarak pişirilir.İki yumurta sarısı ve un yarım su bardağı su ile kıvamlı hale gelecek şekilde çırpılarak kaynayan şehriyeli et suyuna yedirilir.Haşlanmış nohut ve dövülmüş sarımsak ilave edilerek çorba pişmeye bırakılır.Çorbanın içindeki arpa şehriyeler piştikten sonra ayrı bir kapta kızdırılan tereyağı tabağa alınan çorbanın üzerine gezdirilir. Börülce Ekşilemesi Börülce Türkiye’ de daha ziyade Balıkesir’ de yetiştirilen ve yemek çeşitleri yapılan bir sebzedir. Sallama ya da sıyırma da denilen bir haşlama salatasıdır. Haşlanmış börülcenin üzerine zeytinyağı ve koruk suyu ile döğülmüş sarımsaktan oluşan bir karışım ilave edilir ve servis yapılır. Sarımsaklı Bulgur Bulgur, tavuğun haşlandığı suda haşlanır. Suyu çekildikçe su ilave edilir. Bulgur merhem gibi oluncaya kadar pişirilir. Biraz sulu bırakılır. Bulgur tepsiye dökülür. Üzerine didilmiş tavuklar dökülür. Sarımsak dökülür ve karıştırılır. Üzerine çiğ zeytinyağı gezdirilir. Bunun aslı tavşan eti ile yapılanıdır. Kaymak Hamuru Kaymak ocakta un ile helva gibi karıştırılır. Kaşıkla iz yapılarak kesilir ve ılık olarak servis yapılır. Zerde Tatlısı Malzemeler: 1 su bardağı pirinç,2,5 su bardağı şeker,50 gr. kızamık şekeri,2 yemek kaşığı gül suyu,3-5 adet karanfil,Yarım çay kaşığı tarçın. Yapılışı: Su ile pirinç kaynatılır. Kaynadıktan sonra şekeri ve gülsuyu ilave edilerek pişirilir. İkram edileceği zaman Kızamık şekeri (veya kımızı loğusa şekeri) ve tarçın ile süslenir. Balıkesir Kaymaklısı Malzemeler: 1 kg Un, 300 gr tereyağı,6 yumurta,700 gr kaymak, 2 kg. şeker ve üstüne gelinceye kadar su. Yapılışı: Un hamur tahtasında elenir, ortası açılır. Tereyağı ve süt konup karıştırılır. Yoğrulur. Dinlendirildikten sonra on iki parçaya bölünüp yağlı bir tepsiye konulur. Her yufkanın kırılmaması için elle su serpilir, diğer 6 yufkada diğer yağlı tepsiye yerleştirilir. Fırında veya mangalda pişirilir. Alt kısımları kızarınca iki tepside ateşten indirilir. Birinci tepsideki yufkaların üst yufkası üzerine bolca kaymak yayılır. Kümeler halinde de konulabilir. Diğer tepsideki yufkaların alttaki kızarmış tarafı üste gelmek üzere birinci tepsideki kaymakların üzerine kapatılır. Ilık halde reçel şurupları koyulduğunda şerbet soğuk hamur üzerine gezdirilerek dökülür, kapak katılır. Soğuduktan sonra servis yapılır. Höşmerim Balıkesir mahalli yemekleri oldukça zengindir. Bu yemekler özellikle düğün, hayır gibi törensel mahiyetteki toplantılarda hazırlanmakta ve davetlilere sunulmaktadır. Bu yemekler arasında tirit, börülce, sura, manav tarhanası, saçaklı mantı, keşkek, mafis, güveç, peynirli patlıcan, düğün çorbası , zerde gibi yemekler ile Balıkesir Kaymaklısı, höşmerim, kalbura bastı gibi tatlılar dikkati çekmektedir. Malzemeler: 1kg tuzsuz taze peynir, 2 yumurta sarısı, 250 gr. irmik ,100 gr un,1kg. toz şeker,bir çay kaşığı kabartma tozu Yapılışı: 1kg tuzsuz taze peynir tencereye konur. İçine bir çay kaşığı kabartma tozu atılır. 2 yumurta sarısı çalkalanarak ilave edilir. Hafif ateşte karıştıra karıştıra yağı çıkıp bal rengi sarısına bürünene kadar bir saat pişirilir. Kıvama gelmiş olan peynire 250 gr. irmik , 100 gr un,1kg. toz şeker ilave edilir. Şeker eriyip yağ salana kadar bir süre karıştırılır. Renk için bir miktar safran konulabilir. Soğuduktan sonra servis yapılır. Mafiş Tatlısı Malzemeler: 1 yumurta,1 fincan yoğurt,1 fincan ayçiçek yağı,1 fiske tuz,1 çay kaşığı karbonat,alabildiği kadar un. Yapılışı: Yumurta,yoğurt, ayçiçek yağı, tuz,karbonat ve un hamur haline gelecek kadar yoğrulur. Ceviz büyüklüğünde parçalanır. Her parça iki el büyüklüğünde oklava ile ince ince açılır ve kareler halinde kesilir.Kareler fiyonk şeklinde ortadan büzülerek kızgın yağa atılarak kızartılır. Yağdan alınan hamurlar önceden hazırlanmış soğuk olan şuruba atılır. Tatlılar şurubu çekince servis tabağına alınır.

2/18/2019 12:02:11 PM
haber

Balıkesir Gelenek Ve Görenekleri

GENEL BİLGİLER Balıkesir yöresinin düğünden doğuma, sünnetten ölüme kadar günlük hayatın akışı içerisinde çeşitli dönüm noktalarına yönelik gelenekleri vardır. Doğum Adetleri: Çocuk ailenin temelini sağlamlaştıran,neşe sevinç kaynağıdır. Ancak çocuk sahibi olamayan kadınlar diğer yörelerde olduğu gibi bu yörede de çeşitli yollara başvurmaktadır. Bunların başında adak yerlerini ziyaret etmek gelmektedir. Ayrıca evde hazırlanan koca karı ilaçları diye tabir ettiğimiz ilaçlarda kullanılmakta ve bu konuda çeşitli inanmalar uygulanmaktadır. Yörede doğacak olan çocuğun cinsiyetini saptamak içinde çeşitli yöntemlere başvurulur. Bu yöntemlerden birisi ateşe şap atmaktır. Şap yanınca kabarmaya başlarsa doğacak çocuk erkek, kabarmazsa kız olacağına inanılır. Başka bir yolda gebenin sütünü bir bardak suya damlatmaktır. Süt dağılmadan dibe inerse erkek,dağılırsa kız çocuk beklenir. Doğacak çocuğun genellikle baba tarafından evin ocağını tüttürecek, soylarını sürdürecek bir erkek çocuk olması istenir. Doğumu kolaylaştırmak için de şunlar yapılır: Hocalara tabar verilir. Onlarda içine dualar yazarlar. Daha sonra tabağın içine su konur ve gebeye içirilir. Gebenin örülü saçları,düğmeleri çözülür. Evdeki kapıların ve sandıkların kilitleri açılır. Ayrıca gebe kadının bağırışlarının başkalarınca duyulması çok günah sayılır. Duyanlar günahları bağışlanana dek çocuğun doğmayacağına inanılır. Birkaç kez çocuğu olup ta ölen anneler, buna bir çare bulabilmek için kendilerince tedbirler alırlar. Bunlardan bazıları şunlardır: • Hasan adlı üç çocuktan birer çivi alınır. Bunlar demirciye verilir. Demirci bunlardan gece yarısı bir bilezik yapar. Çocuk doğar doğmaz bu bilezik koluna takılır. • Gebenin önüne yeni kalaysız bir bakır tepsi konur. Çocuk bu bakır tepsinin içine doğar. Daha sonra tepsi bir yoksula verilir. • Hiç çocuğu ölmemiş birkaç anneden,birer parça bez alınır. Bunlardan dikilen gömlek,doğar doğmaz çocuğa giydirilir. Doğum olduktan sonra doğan bebeğin göbeği kesilirken ebe tarafından bebeğe göbek adı verilir. Daha sonra genellikle üç gün içinde çocuğun adı verilir. Ailenin büyüğü, yaşlı bir erkek tarafından çocuk kucağa alınır ve kıbleye karşı döner. Çocuğun kulağına ezan okur,üç defa da adını söyler. Böylece adı verilmiş olur. Çocuğa genellikle erkek tarafına öncelik tanınarak büyükannenin ya da dedenin adı verilir. Çocuğun doğduğu yedinci günde çocuk Mevlidi okunur. Mevlide bu mutlu günü kutlamaya gelen yakınlar çağırılır. Çocuğun ellerinin doğduğu zamanki durumuna göre geleceğine ilişkin tahminler yürütülür. Örneğin elleri kulaklarına doğru kalkmış durumdaysa ileride büyük adam olacağına, göğsünde ise bilgiç olacağına, doğar doğmaz ellerini bir şey arar gibi kımıldatırsa iyi huylu olacağına inanılır. Çocuğa meme verilmesi için doğumun üzerinden üç gün geçmiş olması gerekir. İlk memeden önce Kur’an üzerinden toz alınır. Bu toz çocuğun ağzına ve annesinin memesine sürülür. Loğusaya özel bir özen gösterilir ve “al basmasına” uğramaması için çaba harcanır. Bu nedenle ölü evinden gelenlerin bir yere uğramadan loğusaya gelmelerinin, kırklar çıkmadan iki loğusanın görüşmesini ve loğusanın yalnız kalmasının sakıncalı olduğuna inanılır. Ayrıca loğusa al basmasından korunabilmek için kırmızı kurdele bağlar. Otuz gün boyunca anne dışarı çıkmaz. Hep evde kalarak bebeğiyle ilgilenir. Yirmi yedi veya yirmi dokuzuncu gününde çocuk yıkanır. Günün tekli sayılarla bitmesine dikkat edilir. Suyun içine bir gümüş,bir altın yüzük atılır. Ayrıca bir süpürge çöpünü 29 kez parçalayıp suya atılır. Bu suyla önce bebek sonra anne yıkanır. Sabahtan yıkanma işlemi bittikten sonra öğleden sonra en yakınlarına kırk uçurmaya giderken genç anne güzel giyinip süslenirse ileride bebek büyüyüp genç kız veya delikanlı olunca, süsün giyiminin yakışacağına inanılır. Gidilen yerden geri dönülürken ev sahibi bebeğe,para mendil,yumurta,ekmek vb. verilir. Yumurta, yumurta gibi güzel olsun, ekmek eli ekmek tutsun, para, parasız kalmasın, mendil; temiz olsun diye verilir. Bebek kırk uçurmaya gittiği yerden boş döndürülmez. Anne ve bebeği,bütün yakınlarını dolaşarak kırk uçururlar. Otuz yedinci ya da otuz dokuzuncu günü otuz kırkında işlem tekrarlanır. Anne ve bebeği yıkanırlar. Yine öğleden sonra en yakınlarından birine gidip kırk kırkını uçururlar. Çocuk altı aylık olunca babasının cebinden para aldırılır. Çocuğun aldığı paraya göre yorum yapılır. Çocuk az para aldıysa ileride nasibinin az olacağına, çok aldıysa nasibinin çok olacağına inanılır. Çocuğun aldığı parayla akşam ellerine kına yakılır. İsteğe göre bu akşam eğlence de düzenlenir. Zamanı geldiği halde yürüyemeyen çocuklar sela vakti kollarından tutularak sallanır. Eğer yürüyüp de düşüyorsa hamurdan büyükçe bir simit pişirilir. Bu simit çocuğun başından aşağıya geçirilir. Ayak hizasına geldiğinde parçalanırı ve mahallenin çocuklarına dağıtılır. Sünnet Düğünü: Sünnet düğünü erkek çocuğun sünnet ettirilmesinin kutlanmasıdır. Sünnet düğününü yapan aile oğlunun sünnet edilmesine duyduğu sevinci,yakınlarıyla bunu kutlayarak paylaşır. İslam Dininin gereklerinden olan her erkek çocuğunun sünnet edilmesi halk arasında bazı gelenekleri beraberinde getirmiştir. Düğün sahibi düğünden önce bir takım hazırlıklara başlar. Daha önceden çağrılan yengeler, Çarşamba günü düğün evine gelerek sünnet çocuğunun karyolasını süsler. Perşembe günü yengeler düğün sahibi adına çok yakınlara kına,tanıdıklarına da şekerle sünnet düğününe çağırırlar. Düğün evinin erkekleri de çağırılması gereken erkek tanıdıkları Pazar günü sünnet düğününe davet ederler. Perşembe veya Cuma günü düğün için ekmek yapılır. Aşçı, bulaşıkçı ve tefçi,davulcu tutulur. Cumartesi akşamı kadınlar toplanır. Mevlit okunur. Mevlit bittikten sonra sünnet olacak çocuk ortaya oturtulur ve eline genellikle sırça parmağına kına yakılır. Sünnet çocuğuna kınayı yengeler yakar. Düğün sahibi yani sünnet çocuğunun annesi kına yakan yengelere iğne oyalı bez örtü verir. Orta yerde kına yakılırken sünnet çocuğunun yakınları para takarlar. Bir süre sonra kalabalık dağılır. Pazar günü davetliler sabah 10-13 civarı verilen davete gelirler. Davete gelenlere sofra açılır, yemek verilir. Sünnet çocuğuna davetliler para,altın takarlar. Davetliler yemeklerini yedikten sonra sünnet çocuğunu gezdirmek için beklerler. Bir at getirilerek sünnet çocuğu bu ata bindirilir. Atın üstüne duvar halısına benzeyen küçük ipek dokuma halı serilir. Atın kulak kısmına kırmız veya mavi krep asılır. Bunun yanında havlu,çamaşır vb. de asılabilir. Bütün bu asılanlar daha sonra atın sahibine kalır. Ata bindirilen sünnet çocuğu davul zurna eşliğinde, atın arkasında konvoy oluşturan yakınlarının kullandıkları arabalarla mahalle aralarında gezdirilerek tekrar düğün evine gelinir. Daha önce bir yakını tarafından tembihlenen çocuk attan inmez. Çocuğun attan inmesi için yakın akrabaları ve babası vaatlerde bulunur. Çocuk istediği şeyi almaları için “ tamam “ dedirtinceye kadar attan inmez. Bu pazarlıktan sonra attan inmeye razı olan çocuk attan inerken başından şeker serpilir. Attan indirilen çocuk yakınları tarafından sünnet odasına götürülür ve sünnetçi tarafından sünnet edilir. Sünnet edilirken çocuğun yanında babası ve yakınları da bulunur. Eğer sünnet çocuğu tekse çocuğa arkadaş olacağına inanıldığı için düğün evinin penceresinden aşağıdaki çocuklara doğru horoz uçurulur. Kim kaparsa horoz onun olur. Sünnetten sonra düğüne çağrılan kadınlar gelir. Onlara sofra açılır. Yemek verilir. Daha sonra tefçi eşliğinde oynarlar. Gündüz düğüne gelen kadınlar oynarlar. Akşamüstü kalabalık dağılır. Akşam yine toplanılır ancak bu kez meydan genç kızlarındır. Akşam da genç kızlar oynar. Geç saatlerde düğün sona erer. Askerlik: Askerlik çağı gelen ve askerlik kağıdı gelen gençler akrabaları ve komşuları tarafından toplu olarak her öğün ayrı evde olmak üzere yemeğe davet edilirler.Her genç helalleşip evinden ayrılırken işleri yolunda gitsin diye arkasından su dökülür.Askere gidecek gençlerle, köy halkı köy meydanında toplanır ve köy imamı çağrılarak dua edilir. Bu törene gelenler askere gidecek gençlerin cebine para koyarlar. Gençler askere uğurlandıktan sonra askere giden gençlerin evleri ziyaret edilir. Askere giden gencin evine huzur içinde dönmesi için gencin ailesi tarafından “Sıvık hamur”dan saç üzerinde çırpma pişirilerek bu hamur işi komşulara dağıtılır. Bu olaya “Döndürme” de denilmektedir.Yörede askerliğini yapmayanlar çocuk ve cahil sayılmaktadır. Düğün Adetleri: Günümüzde artık kırsal kesimde uygulanan bu adetler gün geçtikçe azalmakta ve çağa yenik düşmektedir. Kırsal kesimde uygulanan evlilik aşamaları şöyledir: Görücü usulüyle kız beğenilir.Erkek tarafı yakınlarından birkaç kişi dünür olarak görevlendirilir. Dünürler iki kez kız evine giderler.Birincide iyi karşılanırlarsa ikinci gidişte kızı isterler ve söz kesilir. Söz kesmeye “el öpme” denir.Kız evine oğlan evinden yiyecekler ve giyecekler hediye olarak gönderilir. Kız evinde verilen davette oğlan evi hazır bulunur ve söz kesimi gerçekleşir. Perşembe veya Pazar gününe rastlayan bir gün için nişan tarihine karar verilir. Nişanda maddi güce göre her iki tarafta hediyeler alır ve nişanda bu hediyeler takdim edilir. Oğlan evi düğün yapmaya karar verdiğinde kız evine haber gönderir.Karşılıklı düğün hazırlıkları başlar. Kızın yengeleri kız tarafını,oğlanın yengeleri oğlan tarafını düğüne davet ederler.Buna “düğüne okuma” denir. Düğünün başladığı gün kadınlar arası eğlence yapılır ve buna “ikindi kınası” denir.Erkekler keşkek döğer,kına gezdirir ve misafirleri ağırlar. Bütün bunlar damadın yakın arkadaşı “sağdıç” ve arkadaşları tarafından yapılır. Bir de bayraktar vardır. Bu kişi düğün konvoyunun önünde Türk bayrağını taşıyan kişidir. İkinci gün “oturma” adı verilen eğlenceler yapılır. Bu günün akşamında da “Kına Gecesi” gerçekleştirilir. Düğünün ikinci günü davetli evlerden davul zurna eşliğinde hediyeler toplanır. Düğün eğlencelerinde kızlar ve erkekler ayrı evlerde toplanarak oyunlar oynanıp, maniler söylenir. Düğünün son gününde “Gelin Çıkarma” yani gelin alma gerçekleşir. Günün sabahında damadın arkadaşları toplanıp başta bayraktar ve arkasında konuklar ve akrabalarla kız evine giderler. Çalgılar eşliğinde kız evinden dışarı çıkar ve gelinin başına bereket gelmesi amacıyla buğday sepilir. Böylece damat evine getirilir. Bu arada kızın çeyizi de bu düğün kervanıyla birlikte veya daha önce erkek evine taşınır. Gelin erkek evine geldikten sonra odasına çıkarılır. Camide yatsı namazını kılan ve arkadaşları tarafından eve getirilen damat çeşitli şakalarla birlikte gerdeğe girer. Birkaç gün sonra da kız evi ve erkek evinin ziyaretleriyle evlilik töreni sona erer. Ölüm Adetleri: Ölümünden sonra sırtüstü yatırılan ölüye yapılacak ilk iş ölünün çenesini çekmektir. Kollarını yana getirmek ve ayak başparmakların pamuk ipliğiyle bağlamaktır. Daha sonra ölü şişip patlamasın diye karnının üzerine kara saplı bir bıçak konur. Ölünün bulunduğu odaya kedi girmemesine özellikle dikkat edilir. Çünkü ölünün üzerinden atlayan kedinin cadı olacağına inanılır. Her hangi bir yerde biri ölünce Azraillin kılıcını testilere soktuğuna inanıldığından,o mahalledeki tüm sular dökülür. Bu arada konu-komşu ölü evine ölen kişinin yakınlarına baş sağlığı dilemeye gelirler. “Allah taksiratını affetsin”, “ Allah sabırlık versin” gibi teselli edici dualarla ölünün yakınlarının üzüntülerini paylaşırlar. Ellerinden gelen her türlü yardımı yaparlar. Bu da halk arasında kötü gününde bile kopmayan bir bağ olduğunu gösterir. Ölüm gününün ertesinde, sabah erkenden kefen su ve tabut hazırlanır. Bükülmemiş pamuk ipliğiyle mezar ölçüsü alınır. Bu iplik daha sonra ölüyle birlikte gömülür. Ölü erkekse bir erkek, kadınsa bir kadın getirir. Su kazanının dibine çöre otu atılır. Ateş üflemeden yakılır. Su kaynadıktan sonra,yıkayıcı kefen biçer, ölü yıkamaya götürülünce döşeği kaldırılır. Yerine bir tabak un konur. Daha sonra bu un bir yoksula verilir. Su kazanının altında kalan yanmamış odun parçalar ile kül dışarı atılır. Böyle yapılmazsa o ailenin ölüyü unutamayacağına sürekli yüreğinin yanacağına inanılır. Ölü evden çıktıktan sonra,hemen arkasında dışarıda bulunan çocuklara şeker, bisküvi, ceviz vb. dağıtılır. Ayrıca ölünün geri kalan elbiseleri de yoksullara verilir. Kadınlar ölü evden çıktıktan sonra mevlit okurlar. Ölünün gömüldüğü ilk gece tevhit çekilir. Daha sonar gece boyunca tebareke okunur. Tebarekelerin akşam ile yatsı arasında okunmasına dikkat edilir. Yedinci gün mevlit okunur. Bu arada üçüncü gün “gödek” denilen lokma pişirilip, yakınlara ve fakirlere dağıtılır. Yedi gün boyunca eş dost konu-komşu, tanıdıklar ölü evine yemek getirirler. Kırkıncı ve elli ikinci gün yine kadınlar ölü evinde toplanarak mevlit okurlar. Cüz okunur, hatim indirilir. Mevlide daha fazla kişi çağrılır. Genellikle tanıdıklar ve fakirler gelir sofra atılıp yemek verilir. O günlerde ölen kişi anıldığı gibi,ayrıca hayırda yapılmış olur. Bayram Adetleri: HIDRELLEZ Mevsimlik bayramlarımız içerisinde yer alan ve halkımız arasında baharın başlangıcı olarak kabul edilen Hıdrellez Kültür-Bahar Bayramı her yıl 6 Mayıs günü kutlanmaktadır. Hıdrellez günü Hızır ve İlyas Peygamberlerin yeryüzünde buluştukları gün olarak kabul edilmektedir. Bugüne Hızır günü denilmektedir. Halk arasında kullanılan takvime göre eskiden yıl ikiye ayrılmaktadır: 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Mayıs’tan 6 Kasım’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başlaması ve hayat suyu (ab-ı hayat) içerek ölümsüzlüğe ulaşmış Hızır’ın yeryüzüne inip zor durumda olan insanlara yardım ettiği gün olması nedeniyle mevsimlik bir bayram olmuştur. Hızır inancının yaygın olduğu ülkemizde Hıdrellez Bayramı etkin olarak kutlanmaktadır. Hıdrellez günü yeşillik alanlarda,su kenarlarında veya türbe, yatır yakınlarında yapılır. Bu yerlere gidilerek Bahar bayramı coşku içinde kutlanır.Hıdrellezden önce çeşitli hazırlıklar yapılmaktadır. Bu hazırlıklar, evin temizliği,üst-baş temizliği, yiyecek içeceklerle ilgili hazırlıklardır. Hıdrellez gününden önce evler baştan başa temizlenir. Çünkü temiz olan evlere Hızır’ın uğrayacağı düşünülür. Aynı zamanda Hızır’ın eve kolay girip bolluk bereket getirmesi için kapı ve pencereler açık bırakılır. Hıdrellez günü ateş yakılır.Bu gün yaz ayının başladığı gün olarak kabul edildiğinden, kış günlerinin son işaretini yok etmek istenilmektedir. Hastalıklardan korunmak isteyenler dua ederek yeşil çimenler üstüne yatarak yuvarlanırlar. 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece gül dallarına bozuk paralar kırmızı atlas keselere sarılarak bağlanır. Önümüzdeki yılın bereketli geçmesi istenilmektedir. Kısmeti çıkmayan kızların başında kilit açılır. Baht açma törenleri yapılır ve bu törene “dağara yüzük atma” denir. Balıkesir’de yaygın olan diğer bir gelenekte Çırpılı Dede ve Çömlek Kıran Dede adlarıyla bilinen iki ziyaret yerine gidilmesidir. Bu yerlere de adaklar yapılır.

2/18/2019 12:05:13 PM
haber

MİLLİ PARKLAR - TABİAT PARKLARI

GENEL BİLGİLER 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu çerçevesinde bulunan; milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanları ile görev ve sorumluluklar; T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün yetkisi içerisindedir. Balıkesir’in doğa turizmi açısından sahip olduğu alanlar, yasal yönden üç grupta toplanmaktadır. 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu çerçevesinde bulunan alanlar; Bandırma ve Manyas ilçeleri sınırları dâhilinde Kuşcenneti Milli Parkı, Edremit ilçesi sınırları dâhilinde Kazdağı Milli Parkı, Ayvalık ilçesi sınırları dâhilinde Ayvalık Adaları Tabiat Parkı, Merkez ilçe sınırları dâhilinde Değirmenboğazı Tabiat Parkı, Edremit ilçesi sınırları dâhilinde Darıdere Tabiat Parkı, Ayvalık ilçesi sınırları dâhilinde Sarımsaklı Tabiat Parkı ve Edremit ilçesi sınırları dâhilinde Kazdağı Göknarı Koruma Alanı bulunmaktadır. 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu çerçevesinde bulunan alanlar; Balıkesir-Kütahya Akdağ Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Edremit-Narlı Yaban Domuzu Örnek Avlağı, Bigadiç-Karal Devlet Avlağı, İvrindi ve Balya ilçeleri dâhilinde Çamucu Devlet Avlağı, Bigadiç ve Sındırgı ilçeleri dâhilinde Adaçalı Devlet Avlağı, Bandırma ve Gönen ilçeleri dâhilinde Misakça Genel Avlağı bulunmaktadır. 2872 sayılı Çevre Kanunu çerçevesinde bulunan alanlar; Bandırma ve Manyas ilçeleri sınırları dâhilinde Manyas (Kuş) Gölü Sulak Alanı, Gönen Çayı Deltası Sulak Alanı, Savaştepe ilçesi sınırları dâhilinde Peribacaları (Yaylalılar Köyü), Edremit ilçesi sınırları dâhilinde Şahinkalesi Erdek ilçesi sınırları dâhilinde Yerleşim (Sahilboyu), Ayvalık ilçesi sınırları dâhilinde Yerleşim (Küçükköy-Adalar) bulunmaktadır. Balıkesir’deki Koruma Statülü Milli Park ve benzeri alanlar, bilinirlik durumlarına göre aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. KORUMA STATÜLÜ ALANLAR Değerin bilinirliği; Bölgesel seviyede B, Ülke seviyesinde T, Milletlerarası seviyede: M Balıkesir’in sahip olduğu Koruma Alanlarının ilçelere dağılımı; Edremit 1 Milli Park, 1 Tabiat Parkı ve 1 Koruma Alanı; Ayvalık 2 Tabiat Parkı; Bandırma ve Manyas birlikte 1 Milli Park; Merkez İlçe Karesi 1 Tabiat Parkı şeklindedir. Milli Parklar Kazdağı Milli Parkı ülkemizin önde gelen turizm bölgelerinden biri olan güzel Edremit körfezinin kıyısında yer almaktadır. Edremit’e 15 km., Balıkesir’e 105 km., uzalıktadır. 20.935 Ha. alana sahiptir ve yüksekliği 1000 metredir. Zengin Bitki Örtüsü ve Fauna, Biyolojik Çeşitlilik, Kampçılık, Doğa Yürüyüşü, Fotoğrafçılık gibi aktivitelere imkan vermektedir. Kuş Cenneti Milli Parkı, Balkesir il sınırları içerisindedir. 1959 yılında bu statüyü kazanmıştır.. Orman rejiminde olmadığı için önce Bakanlar Kurulu Kararı ile orman rejimine alınmış, bilahare milli park statüsü verilmiştir. Yüz ölçümü 17.058 hektardır. Anadolu’dan Avrupa’ya geçen kuş göç yolu üzerinde bulunan Kuşcenneti, pelikan, balıkçıl, kaşıkçı, karabatak, yaban kazı, yaban ördeği ve ötücülerden oluşan binlerce kuşun ağaçlar ve sazlar üzerine yuva yaptığı büyük kuluçka kolonilerini barındırmaktadır. Tabiat Parkları Tabiat Parkları; bitki örtüsü ve yaban hayatı özelliğine sahip, manzara bütünlüğü içinde halkın dinlenme ve eğlenmesine uygun doğa parçalarıdır. Ayvalık Adaları Tabiat Parkı, 19.624 hektardır. 21 Nisan 1995’te bu statüyü kazanmıştır. Jeomorfolojisi, peyzaj güzellikleri ve rekreasyonel olanakları ile mükemmel bir ortam sunmaktadır. Ayvalık’a bağlı 22 adanın 19 adedi bu alan içerisinde kalmaktadır. Fauna: Tavşan, Keklik, Tilki, Porsuk. İletişim: 0266 3125987 Flora: Kızılçam, Ardıç, Yabani Zeytin. Değirmenboğazı Tabiat Parkı Merkez’de Karesi İlçesi sınırları içerisinde; Balıkesir - Bursa karayolunun 10. kilometresi üzerindedir. 11.07.2011’de bu statüyü kazanmıştır. Toplam alanı 250 hektardır. Sahada; girişte satış standları, içeride kır gazinosu, kafeterya, büfe, çocuk oyun alanları basketbol sahası ve otopark bulunmaktadır. Piknik alanı çam, servi, sögüt, gibi 52 tür ağacı bünyesinde barındırmaktadır. Balıkesir’in diğer 2 Tabiat Parkı ise, Edremit İlçesinde bulunan 2 hektar alana sahip Sarımsaklı ile Merkezde bulunan 10 hektar alana sahip Darıdere’dir. Her iki Tabiat Parkı’da 11.07.2011 bu kapsama alınmıştır. Tabiatı Koruma Alanı Kazdağı Göknarı Tabiatı Koruma Alanı Edremit İlçesi sınırları içerisinde, Balıkesir’e 124 km., Edremit’e 35 km.uzaklıktadır. 254 hektar alana sahiptir ve 15.06.1988’de koruma alanı ilan edilmiştir. Endemik ve nesli tükenmekte olan Göknar türüne sahip eşsiz bir eko-sistemdir. Kazdağı Göknarı, Karaçam, Doğu Kayını sahada bulunan başlıca ağaç türü; Geyik, karaca, domuz, ayı, kurt, çakal sahada yaşayan başlıca hayvan türleridir. Kaynak: http://www.milliparklar.gov.tr/ http://www.balikesirkulturturizm.gov.tr/

2/18/2019 12:20:12 PM
haber

Kazdağı Milli Parkı

Konumu ve Çevresi Kazdağı Milli Parkı ülkemizin önde gelen turizm bölgelerinden biri olan güzel Edremit körfezinin kıyısında yer almaktadır. Milli Park’ın güneyinde yer alan Güre kaplıcaları ülkemizin önemli termal merkezlerindendir Genel Profil Bölge Müdürlüğü 3.Bölge (Çanakkale) Bulunduğu İl Balıkesir Bulunduğu İlçe Edremit Kapladığı Alan 20.935Ha. İlan Tarihi 17.04.1994 Noktasal Koordinat 39°40’25.00’’K - 26°55’34.55’’D Yükseklik 1000 m. Milli Park’ın çevresinde Thebe, Killa, Khrysa, Anderia, Antandros, Pedosos ve Astrya yerleşim bölgeleri bilinmektedir. Yakın çevrede 3 önemli antik kent bulunmaktadır. Bunlar Troya savaşlarından önce kurulmuş Edremit’e 6 km. uzaklıkta Adramyttion, dağın güneyinde Kaletaşı tepesinin üstünde kurulu Antandros ve Çanakkale il sınırları içinde yer alan Assos kentleridir. Kazdağı’nın yabancılar tarafından en ilginç bulunan yanı ise mitolojideki “ida dağı” efsanesidir. Marmara ve Ege Bölgeleri geçiş zonunda, Balıkesir ili sınırları içinde yer alır. 1994 yılında ilan edilmiştir.Yüz ölçümü 20.935 hektardır. Antik çağlarda İda dağı olarak bilinen Kaz Dağı, Biga Yarımadasının en yüksek dağıdır. Başta Kazdağı Göknarı olarak tanınan endemik ağaç türü olmak üzere, zengin bir bitki örtüsüne sahip olan milli park, memeliler, kuşlar ve sürüngenler açısından da çeşitlilik göstermektedir. Dağda, kuzey güney doğrultusunda derin vadiler ve kanyonlar deniz etkisinin içerilere taşınmasını sağlarlar. Milli park özellikle ilkbahar ve yaz aylarında ziyaretçi akınına uğramaktadır. Aktiviteler: Zengin Bitki Örtüsü ve Fauna, Biyolojik Çeşitlilik, Kampçılık, Doğa Yürüyüşü, Fotoğrafçılık.. Alandaki Rekreasyonel Kullanımlar Milli Park içinde rekreasyon amaçlı iki adet günübirlik kullanım alanı mevcuttur. Güre belde sınırları içinde kalan Pınarbaşı’nın en önemli özelliği Kazdağı kar sularının bir kısmının kaynak halinde buradan çıkıp dere oluşturmasıdır. Akarsuyun ısısı 9-10 derecedir.Yılın 2.5 aylık yaz sezonunda yaklaşık 60-80 bin ziyaretçi tarafından günübirlik kullanılmaktadır. Zeytinli beldesine 4.5 km. mesafedeki Sutüven (Hasanboğuldu) Kazdağı’nın eteğinde, içinden Kızılkeçili çayının geçtiği Hasanboğuldu göleti ve suyun 17 metreden düştüğü Sutüven şelalesi nedeniyle son yıllarda giderek daha fazla rağbet görmekte, bugünkü ziyaretçi sayısı yaz sezonunda 100 bine yaklaşmaktadır. Manzara güzelliği ve Hasanboğuldu öyküsünün yaygınlaşmasıyla her geçen gün daha fazla ilgi görmektedir. Kaynak Değerleri: Mitolojide “bin pınarlı ida” diye nitelendirilen Kazdağı, kaynakları ve bunların vadilerde oluşturduğu şelaleler ile doğa severler için bir cazibe merkezi, doğa cennetidir! Kazdağı kütlesinin güney yüzünde hakim olan bitki topluluğu, alt seviyelerde (700-800 metrelere kadar) kızılçamlarla, üst seviyelerde ise (1400 metrelere kadar) karaçamlarla temsil edilen kurak iklim tipine ait ormanlardır. Güney yüzde özellikle etekler, kızılçam ve bu türün tahrip alanlarını kaplayan maki topluluğu ile tipik Akdeniz manzarası taşır. Buna karşılık zirve bölgesi ve civarlarında nemli iklim tipine ait ormanlar yayılış gösterir. Bu ormanların hakim ağaç türleri yükseklerde göknar, daha alt seviyelerde ise Karadeniz ikliminin karakteristik ağacı olan kayın, sapsız meşe ve macar meşesidir Alanın Milli Park olarak ilanı ve avlanmanın yasaklanmasıyla birlikte, yaban hayvanı populasyonlarında da gözle görülür artışlar olmuştur. Bilinen en önemli hayvan türleri; ayı, domuz, kurt, karaca, tilki, porsuk, sansar vb.dir. Bölgede yapılan araştırmada 10-15 yıl öncesine kadar sırtlan ve vaşak gibi hayvanlar görülmesine rağmen, bugün bu türlerin tükendiği anlaşılmıştır. Ayı, kurt ve karaca gibi türler de risk altındadırlar. Milli Park’ta 2873 sayılı yasa gereği hiçbir üretim faaliyetine izin verilmemekte, ekosistem kendi doğal işleyişine bırakılmaktadır FLORA Bugüne kadar Kazdağı’nda 800 bitki taksonu tespit edilmiştir. Ancak bu sayının 1000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Ama bundan daha önemlisi başta Kazdağı göknarı olmak üzere 32 adet bitki taksonu endemiktir. Bunun yanında Türkiye’nin endemik türü olan 40 adet ve endemik olmayan ancak ülkemizde yalnızca Kazdağı’nda yetişen 15 adet bitki taksonu bilinmektedir. FAUNA Bilinen en önemli hayvan türleri; ayı, domuz, kurt, karaca, tilki, porsuk, sansar vb.dir. Bölgede yapılan araştırmada 10-15 yıl öncesine kadar sırtlan ve vaşak gibi hayvanlar görülmesine rağmen, bugün bu türlerin tükendiği anlaşılmıştır. Ayı, kurt ve karaca gibi türler de risk altındadırlar.

2/18/2019 12:21:57 PM
haber

Kazdağı Milli Parkı’ndan efsanel...

Efsanelere ev sahipliği yapmış olan Kaz Dağları’nın önemli bir efsanesi, Hera, Afrodit ve Athena’nın aralarında yapılan tarihin ilk güzellik yarışmasıdır. Efsaneye göre yarışmayı Afrodit kazanmıştır. Milli Parkın Kaynak Değerleri Ege Bölgesi ile Marmara Bölgesi’ni birbirinden ayıran, antik çağlarda “İda Dağı” olarak anılan Kaz Dağı, Biga Yarımadası’nın en yüksek dağıdır. Kaz Dağı’nın üzerine yerleşmiş, kuzey-güney istikametinde uzanan derin vadi ve kanyonlar, flora ve fauna açısından zengin bir potansiyel oluşturmaktadır. Özellikle de bitki örtüsünün taşıdığı biyolojik çeşitlilik milli parkın ana kaynak değerini oluşturmaktadır. Milli parkın temel öğelerini teşkil eden doğal değerlerden ormanlar, sahilden kızılçamlarla başlayıp 800 m yükseklikte karaçamlara, daha sonra karaçam meşe karışık ormanlarına erişmekte, daha yüksek kesimlerde ise dünyada yalnız Kazdağı’nda yetişen Kazdağı gök narına ulaşmaktadır. Yöre, orman altı ağaççık ve endemik türleri de kapsayan otsu formdaki bitkiler bakımından da çok zengindir. Bu özellikler, eko-turizm açısından büyük önem taşımaktadır. Bitki örtüsünün bu biyolojik çeşitliliği karaca, ayı, yaban kedisi, domuz, çakal, tilki, ağaç sansarı ve yaban tavşanına uygun yaşama ortamı oluşturmuştur. Kuşlardan ise kartal, doğan, şahin, çulluk, keklik en başta gelen türlerdir. Milli Parkın Görünecek Yerleri Oksijen cenneti Kazdağı Milli Parkı Zengin bitki örtüsüne sahip ve peyzaj güzellikleri ile etkileyici nitelikte ve bol suların bulunabileceği vadiler, Kaz Dağı’nın bütünü ve Sarıkız efsanesinin geçtiği belirtilen Sarıkız mevkii Kaz avluları Edremit Körfezine 1726 metre yükseklikten kuşbakışı Ayvalık adaları, yunan adalarını bu yükseltiden mutlak görülmesi gereken yerlerdendir. Mevcut Hizmetler Milli park; düzenlenen Pınarbaşı ve Hasan Boğuldu günübirlik kullanım alanlarında bulunan kır gazinosu ve piknik alanı ile rekreasyonel hizmetler sunmaktadır. Ayrıca Özel Mülkiyete ait Mehmet alan Köyünde suları bol piknik alanları mevcuttur.

2/18/2019 12:23:45 PM
haber

Kuş Cenneti Milli Parkı

Bölge Müdürlüğü 3.Bölge (Çanakkale) Bulunduğu İl Balıkesir Bulunduğu İlçe Bandırma, Manyas Kapladığı Alan 17.058 Ha. İlan Tarihi 27.07.1959 Noktasal Koordinat 40°13’55.02’’K - 28°02’24.15’’D Yükseklik 20 m. Konumu Marmara Bölgesi’nde, Balıkesir ili sınırları içindedir. 1959 yılında ilan edilmiştir. Orman rejiminde olmadığı için önce Bakanlar Kurulu Kararı ile orman rejimine alınmış, bilahare milli park statüsü verilmiştir. Yüz ölçümü 17.058 hektardır. Anadolu’dan Avrupa’ya geçen kuş göç yolu üzerinde bulunan Kuşcenneti, pelikan, balıkçıl, kaşıkçı, karabatak, yaban kazı, yaban ördeği ve ötücülerden oluşan binlerce kuşun ağaçlar ve sazlar üzerine yuva yaptığı büyük kuluçka kolonilerini barındırmaktadır. Kuşcenneti Milli Parkı, Avrupa Konseyi tarafından çok iyi korunan ve kıta ölçeğinde değer taşıyan doğal alanlara verilen “Avrupa Diploması"nın en üst kategorisi olan A sınıfı Diplomayla 1976 yılında ödüllendirilmiştir. Alandaki Rekreasyonel Kullanımlar Eşsiz bir güzelliğe ve çok zengin kuş varlığına sahip Kuş Cenneti Milli Parkı 1976 yılında Avrupa Konseyince en iyi korunan sulak alanlara verilen “A Sınıfı Diploma " ile ödüllendirilmiş ve 1981—1986-1991-1996 yıllarında Milli Park’ın A Sınıfı Diploması yenilenmiştir. Kuş Cenneti Milli Parkı, alanın en çok tanınan ve ziyaret edilen bölümüdür. Yoğun ve çeşitli bitki örtüsü ile ve özelliklede yüzlerce kuşu barındıran habitatları pek çok ziyaretçinin ilgisini çekmektedir. Bunun yanı sıra Milli Park içinde bulunan müze ve kuş gözlem kulesi ilgiyi Milli Parkta yoğunlaştıran diğer bir unsurdur. Avrupa Konseyi’nin önerisi doğrultusunda kuşlara zarar vermeden uzaktan sukuşu yuvalama alanlarının izlenmesini sağlayan kamera sistemi kurulmuş, kuş gözlem kulesi yenilenmiş ve tahnit müzesi yeniden düzenlenerek Milli Parkın eğitimsel işlevi artırılmıştır. Kaynak Değerleri: Park alanı; Asya- Avrupa –Afrika kıtaları arasındaki kuş göç yolları üzerinde bulunan ve biyolojik çeşitlilik açısından uluslararası düzeyde öneme sahip olan Milli Park, önemli karakterdeki ekosistemleri bünyesinde barındıran bir cazibe merkezi, doğa cennetidir. Kuş Cenneti Milli Parkı bünyesinde barındırdığı 266 kuş, 118 bitki ve Kuş Gölündeki 23 balık türü ve çeşitli sürüngen türleri için yaşamsal öneme haizdir. Mevsimlere göre su seviyesi değişmekte olup bol gıdalı (örtrofik) bir Göl’dür. Kuş Cenneti Milli Parkı, gerek kıtalararası coğrafi konumu, gerekse vejetasyonu etkileyen ritmik su hareketlerinin sağladığı avantajlar sayesinde, ekosistem değerleri itibarı ile özel nitelikler taşıyan doğal servetlerimizdendir. Göl ve yakın çevresi 1981 yılında 1. Derece Doğal Sit Alanı Statüsüne kavuşturulmuştur. Kültürel Değerler Milattan Önce 8. yüzyıldan itibaren Anadolu’ya yerleşmeye başlayan Lydia’lılar bugünkü Ergili Köyü’nün batısında Kuş Gölü’nün güneydoğu ucunda yer alan Hisartepe’ye, Daskyleon adlı bir yerleşim yeri kurmuşlardır. Daha sonra Anadolu’ya gelen Persler bu devleti yıkmış ve kendilerine bu bölgede bir valilik (satrap) kurmuşlar ve buraya PARADEİSOS (cennet) demişler ve krallarına ait park ve av sahası olarak yıllarca kullanmışlardır. Ayrıca ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi’nin Topkapı Sarayı’nda mevcut SEYAHATNAME adlı eserinde Kuş Gölü ile ilgili bölümler vardır. Flora Manyas Gölü ve yakın çevresinde 34 familyaya ait 92 bitki türü tespit edilmiştir. Göllerdeki sucul vejetasyon üç ana zon altında incelenmektedir. Karasal zon vejetasyonu tohumlu ve odunsu bitkilerle karakterize olmaktadır. Zengin bitki örtüsüne sahip olan Kuşcenneti Milli Parkında baskın tür söğüttür. Geçiş zonu köklü su üstü bitkileri ile karakterize olmaktadır. Beşparmak otu, ılgın, hasırotu, kamış, saz ve ayakotu gibi türler bu zonun başlıca temsilcilerini oluşturur. Sucul zondaki bitki türleri köklü ve köksüz olmakla birlikte su yüzeyinde serbest yüzen sucul bitkiler içerir. Manyas Gölünde bu zona ait yaygın türler aklar ot, hatmi, yaban yasemini, nane, köygöçüren, düğünçiçeği, süsen ve kırkboğumdur. Fauna Gölün planktonlar ve dip canlıları bakımından zengin oluşu,gerek çeşitlilik ve gerekse yoğunluk bakımından çok yüksek düzeyde yaban hayatının barınmasına olanak sağlamaktadır.Gölde 266 ü aşkın kuş türü ile 23 balık türünün bulunması bunun en iyi göstergesidir. Gölde tespit edilen türlerin bazıları sazan, yayın, turna, tatlısu kefali, filise, gümüş, havuz balığı, tatlısu kolyosu, kayabalığı ve kızılkanattır. Göl ve çevresi sürüngenler ve çift yaşamlılar bakımından oldukça zengindir. Yapılan araştırmalarda göl ve yakın çevresinde 4 tür semender, 6 tür kurbağa, 4 tür yılan, 2 tür kertenkele ve 2 tür kaplumbağa’nın bulunduğu kaydedilmiştir. Milli parkın karakteristik canlı türünü kuşlar teşkil eder. Ördek, kaz, sakarmeke, tepeli batağan, yeşilbaş, elmabaş patka, su tavukları, küçük akbalıkçıl, erguvani balıkçıl, çeltikçi, alacabalıkçıl, gece balıkçılları, saz bülbül ve kamış bülbülleri, ak mukallit, sarı asma, çulha kuşu önemli türlerdendir. Milli parkın en baskın sukuşu türü karabataklardır. Kuş Gölü’nde gruplar halinde gözlenen ak pelikanlar da göç döneminde bölgenin en önemli konuklarıdır ve çoğunlukla Kuş Cenneti’nin batı kıyılarında dinlenirler.

2/18/2019 12:24:46 PM
haber

Tarihi Yapılar Ve İbadethaneler

GENEL BİLGİLER T.C.Kültür Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, 2014 yılı Haziran ayı sonu itibariyle Balıkesir Genelinde toplam 2926 adet Tescilli Taşınmaz Kültür Varlığı mevcuttur. Tescilli varlıkların türlerine göre dağılımı şu şekildedir: Tescilli Taşınmaz Kültür Varlığı Adet Sivil Mimarlık Örneği 2,303 Kalıntılar 31 Korunmaya Alınan Sokaklar 2 Dinsel Yapılar 177 Kültürel Yapılar 156 İdari Yapılar 85 Askeri Yapılar 12 Endüstriyel ve Ticari Yapılar 68 Mezarlıklar 74 Şehitlikler 6 Anıt ve Abideler 12 Toplam 2,926 İbadethaneler Balıkesir Merkez’de tarihi olaylara tanıklık ederek şehrin simgesi haline dönüşen ve bugün hala ibadete açık olan tescilli yapı niteliğindeki önemli camiler şunlardır: Zağnos Paşa Camii: Cami, hamam, türbe, muvakkıthane, muallimhane ve bedestenden oluşan site, Balıkesir’in en büyük ve mimari yönden en mükemmel külliyesi durumundaydı. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in ünlü veziri Zağnos Mehmed Paşa tarafından, o zamanki şehrin kenarına yapılan külliyeden, sadece hamam ve cami günümüze ulaşabilmiştir. Yıldırım Camii: Yıldırım Mahallesi’nde bulunan ve halk arasında “Eski Cami” olarak adlandırılan cami, Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid tarafından 14. yüzyılın ikinci yarısında yaptırılmıştır. Yıldırım Camii, avlusunda 12 odadan oluşan medrese, imaret ve şadırvanla birlikte bir külliye durumundadır. Camii, 1818 ve 1897 depreminden sonra onarım görmüştür. Kuzey ve güney yönünde düzgün dikdörtgen planlıdır. İç mekan beşer sütunlu, iki diziyle üç bölüme ayrılmıştır. Kesme taştan inşa edilen yapı, çatı kiremidi ile örtülüdür. Ahşap minberin kapısı üzerindeki dikdörtgen panoda ‘Kufi’ bir yazı bulunmaktadır. Alacamescid Camii: Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan caminin kitabesi günümüze ulaşmadığından yapım tarihi belli değildir. Alacamescid Camii, 1919 yılında Balıkesir’deki Kuva-yi Milliye Hareketi’nin ilk kararlarının alındığı yer olması nedeniyle tarihi bir öneme sahiptir. İbrahimbey Camii (Hacı Arifağa Camii): Hisar İçi Mahallesi’nde Alaca Sokak’tadır. Giriş kapısı üzerindeki yazıtından 1465’te Zağnos Paşa’nın oğlu Mehmet Çelebi tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Sonraki yıllarda yıkılan cami, 1739’da Yahşi Bey’in oğlu İbrahim Bey tarafından yenilenmiş, 1899’da da Hacı Arif Ağa tarafından onarılmıştır. Cami kesme taştan kare plânlı olup, ahşap kiremitli bir çatı ile örtülüdür. Yeşilli Camii (Hisariçi Camii): Eski Kuyumcular Mahallesi’ndeki camiyi kimin yaptırdığı bilinmemektedir. Yalnızca cami üzerindeki yazıttan Külahçızade Hacı Mustafa Efendi tarafından 1786’da onarıldığı anlaşılmaktadır. Cami dikdörtgen plânlı, ahşap çatılı küçük bir yapıdır. Yeşil renge boyandığından ötürü de Yeşilli Cami ismiyle halk arasında tanınmaktadır. Tahtalı Cami, Kasaplar Cami,Mescit,Şeyh Lütfullah Cami, Hakkı Çavuş Cami, İbrahim Ağa Cami, Martlı Cami, Hacı Alibey Cami, Karaoğlan Cami,Umurbey Cami,Eski Hamidiye Cami, Eski Yıldırım Cami,Hacı Kaya Camii,Seferağa Cami,Okçu Cami,Eminağa Cami,Çırpılı (Hızır Hoca) Cami,Hacı Sefer Cami, Kırımlı Cami, Yoğurtçu Cami,Vicdaniye Cami, Çınarlı Cami, Kayabey Cami, Mecidiye Cami, Akçaköy Cami. Kilise ve Manastırlar: Balıkesir Merkez’de Akçaköy Mahallesindeki Kilise Kalıntısının bulunmaktadır. Ayvalık başta olmak üzere, Edremit, Erdek, Gönen ve Marmara Adasında da kilise ve manastırlar vardır. Bunlardan en bilineni Ayvalık’taki Taksiyarhis Kilisesidir. 1873 yılında inşa edilen kilisenin 2013’te restorasyonu tamamlanmıştır. Ayrıca, Alibey Adası’nda Aya Nikola(Taksiyarhis) Kilisesi, Ayışığı Manastırı, Leka Manastırı, Ayazma Kilisesi, Agios Nikolaos (Aya Triada) Kilisesi, Harap Kilise, Küçük Kilise; Edremit Güre Beldesinde Kilise Kalıntısı, Erdek Yukarı Yapıcı Köyü Kirazlı Manastır, Ormanlı Köyü Manastır Kalıntısı, Ballıpınar Köyü Kilise Kalıntısı, Karşıyaka Beldesi Kilise Kalıntıları, Gönen, H.Hüseyin Bey Köyü Kilisesi, Marmara Adası, Çınarlı Köyü Manastır Kalıntısı, Ekinlik Köyü Kilise Kalıntısı diğerleridir. Tescilli diğer yapılardan örnekler Balıkesir şehir merkezinde bulunan diğer bazı simge yapılar şunlardır: Kuva-yi Milliye Müzesi: Müze oluncaya kadar, eski belediye binası olarak kullanılan bina, 1840 yılında Karesi Sancağı Defterdarı Girid-i Zade Mehmet Paşa’nın konağı olarak yaptırılmış. Kurtuluş Savaşı sırasında İzmir’in işgalinin akabinde, 16 Mayıs 1919’da Balıkesirlilerin toplanarak silahlı mücadele kararının alındığı ve Kuvâ-yi Milliye ateşinin parladığı binadır. Konağın kompleksi içinde bulunan ve 1913 yılında “Okuma Yurdu” olarak açılan ve yine 18 Mayıs 1998’de “Milli Mücadele Tarihimiz Kitaplığı” olarak hizmete giren binada 6 Şubat 1923 tarihinde Balıkesir’e ilk gelişlerinde Atatürk’ü de misafir etmiş. 2 kata yayılan seksiyonlardan oluşan müze, Pazartesi hariç mesai saatlerinde ziyaret edilebiliyor. Saat Kulesi 1829 yılında Girit’li Mehmet Paşa tarafından silindir şeklinde olan Saat Kulesi, 1897 yılındaki deprem nedeniyle yıkılınca, 1901 yılında bugünkü şekliyle yeniden yaptırılmış. Kare prizma şeklindeki bina, beyaz kesme taş ile inşa edilmiş ve kabartma işçiliklerle de süslü hale getirilmiş. En üst kat kubbe ile örtülen ve büyük bir çan eklenen Saat Kulesi’sinin dört yönüne de birer saat konmuştur.GEEAYK’nun 14/03/1986 – 2134 sayılı kararı ile tescillidir. Şadırvan Saat Kulesi’nin yakınında yer alan Şadırvan’ın 1908 yılında Ömer Ali Bey zamanında yapıldığı sanılıyor. Pembe granitten yedi sütuna oturan soğan şeklinde bir kubbenin bulunduğu Şadırvan’da, kemerlerle bağlı sütunların üzerinden yatay bir silme ve saçak yer alıyor. Sümerbank Binası Zağnos Paşa Caddesi ile Milli kuvvetler caddesinin kesiştiği caddede yer almaktadır. Yakın dönemde inşa edilmiş yapı 6 katlı olmakla birlikte köşe parsele dış bükey planlama karakterinde oturmakta olduğundan kentin simgesi haline gelmiş bir bina durumundadır. Özel mülkiyete ait olan yapı, 23/05/2003- 2018 sayılı Kurul kararı ile tescillidir. Subay Orduevi Milli Kuvvetler Caddesi ile Edremit Caddesine cepheli 2 katlı Cumhuriyet Dönemi yapısıdır. Dış cephe taş özelliği gösteren sıvalı ve derzlidir geniş dışa taşkın çatılıdır. Muhtelif önemlerde onarımlar yapılarak değişikliğe uğramıştır. TKTVYK’nun 14/03/1986-2134 ve BKTVKK’nun 10/02/1990- 942 sayılı kararlarla tescilli olan yapı Milli Savunma Bakanlığı’nın mülkiyetindedir. Astsubay Orduevi Milli Kuvvetler Caddesi ile Vasıf çınar caddesine cepheli bodrum kat + 3 katlı Cumhuriyet Dönemi yapılarındandır. Yapı kırma çatılıdır. Birinci kat kapı ve pencereleri kemerli ikinci kat pencereleri ise dikdörtgen şeklindedir. Üçüncü kat pencereleri kareye yakın bir form göstermektedir. TKTVYK’nun 14/03/1986-2134 ve BKTVKK’nun 10/02/1990- 945 sayılı kararlarla tescilli olan yapı Milli Savunma Bakanlığı’nın mülkiyetindedir. Ziraat Bankası Hizmet Binası Alihikmetpaşa Caddesi’nde ve şehrin simgesi Saat Kulesi’nin hemen yanında bulunan tarihi bina, Sultan Mehmet’in padişahlığı ve Meşrutiyet döneminde 1911 yılında Ziraat Bankası için özel olarak yaptırıldı. Bodrum kat üzerine iki kat olan tarihi binanın granit taş ile işlenmiş duvarları, kabartmaları, köşeleri, kapı pencere kasaları dikkat çekmektedir. 10/02/1990- 946 sayılı kararla tescilli olan yapı Hazine’ye aittir. Halkbank Hizmet Binası 1890’lı yıllarda inşa edilmiştir.Zemin kat dükkan, üst katlar konut amaçlı olarak yapılmış ve kullanılmıştır.Tescil edilmeden önce üst katların orjinal yapısı bozulmuştur. Eski Gazhane Binası Miladi 1378 yılında inşa edilmiş, İnebey tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Selçuklu Mimarisi tarzındadır. İmaret olarak kullanılmıştır. Bu binanın bir tünelle Yıldırım Camii bahçesindeki medreseye bağlandığına dair bilgiler mevcuttur. Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aittir. Eski Orman Müdürlüğü Binası Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra yapılmıştır.1934 yılında Ulu Önder Atatürk, İran Şahı Rıza Pehlevi ile bu binada görüşme yapmıştır.Şah bu binada misafir edilmiştir. Mülkiyeti Çevre ve Orman Bakanlığı’na aittir. Gazi İlkokulu Binası Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılmıştır. Ankara’daki eski Meclis Binası ve Ziraat bankası merkez binası ile aynı mimari üslupta yapılmıştır. Mülkiyeti Milli Eğitim Bakanlığı’na aittir. Balıkesir Sultan-ı İdadisi 1896 yılında Balıkesir Sultan-i idadisi olarak hizmete açılmış olup bugün halen Güzel Sanatlar Fakültesi olarak hizmet vermektedir. Balıkesir Üniversitesi’ne aittir. Eski Elektrik Santral Binası 1890 yılında elektrik santrali olarak inşa edilmiştir. Daha sonra restore edilerek Salih Tozan Kültür ve Sanat Merkezi’ne dönüştürülmüştür. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ne aittir. Gar Binası 1870 yılında Kütahya-Balıkesir-İzmir tren yolu hattı münasebetiyle inşa edilmiş yapılardandır. TCDD’ye aittir. Banka Binası 1870’li yıllarda ticarethane ve konut amaçlı yapılmıştır. GEEAYK’nun 14/03/1986 – 2134 sayılı kararı ile tescillidir. Özel mülkiyete aittir. Bedesten BKTVKK’nun 29/05/1990- 1125 sayılı kararı ile tescillidir. Halen ticarethane olarak kullanılmaktadır. Şehitlikler - Balıkesir Merkez Hava Şehitliği - Garnizon Şehitliği - Ayvalık Şehitliği - Bandırma Hava Şehitliği - Ayyıldız Tepe Şehitliği - Son Kurşun Anıtı - Edincik Şehitliği - Burhaniye Karaağaç Şehitliği - Hüseyinoğlu Aziz Şehitliği - Edremit Şehitliği - Erdek Şehitliği - Gönen Şehitliği - Kıbrıs Şehitleri Abidesi - Kepsut İnebey Şehitliği - Manyas Şehitliği Kaynak: http://www.kulturvarliklari.gov.tr/ - T.C.Kültür Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü www.karesi.gov.tr - Karesi Kaymakamlığı

2/18/2019 12:31:08 PM